Kur’an-ı Kerîm’in Allah Rasûlü’nden (s.a.v.) nakledilen sahih ve mütevâtir şekilde okunması, Allah Teâlâ’nın [Kur’an’ı tertil üzere oku] emrine icabetle güzel bir ameldir. Zira Kur’an’ı okuyan, Allah Rasulü’nün (s.a.v.) [Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir] şeklindeki vaadinin kendisi için de gerçekleşmesini arzular. Kur’an kıraatinin hakkıyla yerine getirilmesi ise ancak yaratılmışların en şereflisi olan Efendimiz Muhammed’den (s.a.v), hayırlı sahâbilerine, onlardan da sonraki salih nesillere tevâtür yoluyla aktarıldığı şekilde şifahi olarak öğrenmek ve okumaya alışmakla mümkündür.

Yüce Allah bizleri, Kur’an okuyanların, Kur’an kıraatini tecvidli (yani en güzel ve en yaraşır bir okuyuşla) olacak şekilde harflerin mahreçlerine göre doğru telaffuz etmesine yönelik pek çok kolaylıklar sağlayan modern araçlarla nimetlendirmiştir. Kıraatin kolaylaştırılması bağlamında İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn adlı eserinin Kur’an Tilâvetinin Âdâpları başlığı altında şöyle der: (Kur’an’ın en iyi şekilde yazılması ve açıklanması gerekir. Bu amaçla noktalar, kırmızı işartler vs konulmasında bir beis yoktur. Böylece süslenmiş, açıklanmış ve Kur’an okuyanların hata ve yanılgıdan uzaklaşması sağlanmış olur.)

Günümüzde ise Yüce Allah, ses ilmi (fonetik) için uygulamalı bir anlayışla yararlanabileceğimiz modern bilim ve teknolojileri hazırlamıştır. Bu sayede temel tecvid hükümlerine tâbi harflerin üç sınıfta tasnif edilmesi mümkün olmuştur:

  1. Zâid bir med ile uzatılan harfler sınıfı (İllet harfleri için: Elif, Vâv, Yâ)
  2. Genizden ğunne ile çıkan harfler sınıfı (Elif) (Yâ, Vâv, Mîm ve Nûn harfleri için)
  3. Kalkale harflerinin mahreçleri ve kalın Râ

Dolayısıyla tecvid hükmünü tanımak ve görsel olarak gözle ayırt etmek için gereken kolaylığı sağlayan tatmin edici sonuçlara ulaşmak üzere renklendirme kullanmak mümkün olmuştur. Bu sayede sıradan bir okuyucunun hükmün yerini ve türünü kolaylıkla algılaması, hafız okuyucunun da bu hükümleri hatırlaması amaçlanmıştır.

İki Kutsal Mescit Hizmetkârı Kral Fahd Külliyesi Mushaf Tasdik Komisyonu’nun raporunda şöyle denilmiştir: (Zabıt alimleri, orijinal yazım harfleri miktarınca bu kırmızı harfleri belirtmişlerdir, ancak bazı yerlerde bu uygulama zor olmuş, bunun üzerine maksada işaret etmek üzere küçültme yapmakla yetinilmiştir.) İstenen amaca ulaşmak üzere kronolojik olarak kodlanmış renkler kullanma düşüncesi oldukça etkili olmuştur. Geçmişte baskı aşamasının başında karşılaşılan engeller bu renkli işaretlerin kullanımına mani olmuştur. Günümüzde ise renk alanında ileri teknolojilerden yararlanan ofset matbaalar kullanımda olduğundan, Mushaf-ı Şerif’in dekoratif çerçevesine renkler koymak veya Lafz-ı Celâle’yi kırmızı renkle boyamak yerine, sıradan okuyucu için çok daha öncelikli olan tecvid hükümlerine tâbi harfleri göstermek için bu renklerden yararlanılabilir hale gelmiştir.

Bu nedenle, belirli bir hükme tâbi olduğunu göstermek üzere harfin renklendirilmesi düşüncesinin ortaya çıkması Yüce Allah’ın bir lütfuydu. Rengin yoğunluğu, bu hükmün süresini ifade etmek üzere derecelendirilmiştir. Örneğin, kırmızı renk med (uzatma) ifade ettiğine göre, altı hareke ile lüzûmen uzun med için koyu kırmızı, beş hareke ile vücûben uzatma için parlak kırmızı, câiz med için kırmızı-turuncu renk kullanılmıştır. Yeşil renk ise ğunne’nin yerini göstermek için kullanılır ve süresi iki harekedir (bir parmak açıp kapama hareketi kadar veya yaklaşık yarım saniye).

Lacivert renk kalın Râ, gök mavisi ise kalkale için kullanılırken, gri renk telaffuz edilmeyen harfler için kullanılmıştır. Böylece okuyucu Kur’an tilavet sırasında bu renkler (kırmızı, yeşil, mavi) yoluyla 28 tecvid hükmünü doğrudan uygulayabilir. (Turuncu renk iki hareke ilâ altı hareke arasındaki câiz med içindir ve kırmızı rengin işlevine sahip olabilirken koyu sarı (kimyon rengi) yalnızca iki harekeli doğal uzatmaya sahip kısa işaretler içindir ve genelde Osmani hattındaki mahzuf Elif’in bir özelliğidir.)

Başka bir ifadeyle kırmızı renk görüldüğünde uzatma yerleri olduğu, yeşil renk görüldüğünde ğunne yerleri olduğu ve mavi renk görüldüğünde kalınlaştırma ve kalkale mahreçleri olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Böylelikle sıradan bir okuyucu, yalnızca Mushaf-ı Şerif’teki renk/sembol anahtarını öğrenerek zihnini Yüce Allah’ın kelamının manasına odaklayabilir, maksadını anlayabilir ve hükümleri üzerinde tefekkür edebilir.

Burada belirtmek isteriz ki tilavet hükümleri ve tecvidi arasında ayrım yapmak, tecvid ilmine yeterince vâkıf olmayan okuyucunun kıraatini kolaylaştırır. Nitekim kıraat ve hat alimleri, idğam ve izhar gibi hükümlerin yerlerini gösteren şekillerin anlaşılmasına yönelik bu mübarek gayeye ulaşmak için çok ciddi çabalar harcamışlardır. Kimi muhakkikler, hareket arasında ayrım yapmak için mürekkep renklerinin kullanılmasına cevaz vermişlerdir. İmam Ebu Amr bin Osman bin Said ed-Dânî (Ö. 444 H.) “el-Muhkem fî Nukati’l-Masâhif” adlı eserinin 8 ve 23.  sayfasında şöyle der: “Kanaatimce harekeler, tenvin, şedde, sükun ve med yerleri kırmızı, hemzeler ise sarı olmalıdır.” Bu ifade, Kur’an-ı Kerim tilavetinin iyileştirilmesini sağlayan renklendirmenin caiz olduğuna dair bir açıklamadır.

İmam Hâfız es-Suyûtî (Ö. 911 H.) ise el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’an adlı eserinin 2. cildinin 170. sayfasında şöyle der: “Mushaf’ın yazımı, güzel bir şekilde yazılması, açıklanması ve izah edilmesi müstehaptır.” İşte bizim çabamız da en güzel şekilde ve açıklayarak yazmak içindir.

Yine efendimiz Ömer ibnu’l-Hattâb (r.a.) büyük bir mushaf gördüğü zaman mutluluk duymuştu. İbn Mesud (r.a.) da altın ile süslenmiş bir mushaf gördüğünde şöyle demişti: “Mushafı süsleyen en güzel şey onu hakkıyla okumaktır.” İşte bu çalışmamız da Kur’an’ın hakkıyla okunmasına yardımcı olmaktadır. Yine İmam Nevevî şöyle demiştir: “Mushafın noktalı ve şekilli olması müstehaptır, çünkü bu, hata ve tahriften uzaklaştırır.” Renklendirme de daha fazla netlik sağlamaktadır.

Bu çalışmamızla ilgili olarak, Şam Diyarı Kurrâlarının Şeyhi Muhammed Kerim Râcih H. 21 Safer 1412 tarihinde bu çalışma için şöyle demiştir: “Makbul bir çalışmadır, hiç yararı olmasa dahi zararı yoktur. Ayrıca hatırlatıcı ve açıklayıcıdır. Hocaların dilinden öğrenmekten bir farkı yoktur.” Yine Şeyh Kâri Muhyiddin el-Kurdî H. 18 Safer 1415 tarihinde şöyle demiştir: “Eğitimden uzak kalan ve yaşça büyük olanların istifade edebileceği bir çalışmadır. Zira öğrenmeleri zordur.”

 

Cidde’de bulunan İslam Fıkıh Akademisi üyesi ve Şam Üniversitesi İslam Fıkhı ve Mezhepleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Vehbe Zuhaylî ise H. 18 Muharrem 1415 tarihinde şöyle demiştir: “Allah Teâlâ; “Andolsun biz Kur’an’ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?” buyuruyor. Burada şer’an farz olan Kur’an tilavetinde zorluk yaşamayanların Kur’an üzerinde düşünmeleri, manalarını anlayıp idrak etmeleri ve gereğince amel etmeleri gerektiğine dair açık bir delalet vardır. İlim, fıkıh ve Allah’ın Kitabı’nın tefsiri hususunda ehil olanlar üzerine de şer’an farz bir emirdir. Tecvid ilminde bilindiği şekliyle Kur’an-ı Mecîd’in tertil üzere okunması şer’an farz olduğuna göre, Okuyucunun tecvid hükümlerini öğrenmesini ve tilavet sırasında bunlara uymasına yardımcı olacak her yöntem şer’an caiz bir husustur. Harflerin ister tek renk ister farklı renklerde basılması fark etmez. Başarılı bir okuyuşta kelimelerin harfleri insanın zihnine nakış gibi işler. Kur’an-ı Mecîd’in bu renkli baskısı, Kur’an’ın kolaylaştırılması, tertil üzere okunması ve hükümlerinin zihne yerleştirilmesi gayesine uygundur. Bu yaklaşım, arzulanan modern bir üsluptur ve günümüze nakledilen eserlere ve hatta aykırı değildir. Allah, Dar Al Maarifah’yi bu hayırlı amelde muvaffak kılsın.)

İslam alemi çapında kıraat alimleri ve fakihlerin görüşleri incelendiğinde, bu çalışmanın “Yüce Allah’ın Kitabı’nın doğru okunmasına son derece yardımcı olduğu, bunda şer’an hiçbir beis olmadığı, Yüce Allah’ın Kitabı’na hizmet yolunda geçmişteki Müslümanların noktalama, harekeleme ve benzeri gayretlerinden ilham aldığı” açıkça anlaşılmaktadır.

Doğrudan uygulamadan istifade edilen hükümler:

İmam Şatibi nezdinde mutemet olan kıraate göre, aşağıdaki uygulama yapılmıştır:

Birincisi – Kırmızı Renk (Tonlamalı)

 

Renk tonlarına göre farklı uzatmaları ve süreleri simgeler.

 

Buna göre, koyu kırmızı renk: Altı harekeli lâzım uzatmayı simgeler ve hem kelime uzatmasını (ağır ve hafif uzatma) hem de harf uzatmasını (ağır ve hafif uzatma) içerir. 

Parlak kırmızı renk: Beş harekeli vacip uzatmayı simgeler ve muttasıl med, munfasıl med ve sıla-i kübrayı içerir.

Turuncu renk: Caiz uzatmayı simgeler. İki veya dört veya mushaflarda belirtildiği üzere ayet başlarındaki durak (vakf) durumunda altı harekeli uzatmayı ifade eder. Bunlar tâbi olunan bir sünnet olup kendisine Allah Rasulü’nün (s.a.v.) kıraati sorulduğunda verdiği cevaba dair Ümmü Seleme (r.anhâ) hadisi buna delalet eder. Nitekim şöyle demiştir: “Kıraatini ayet ayet kesintili yapardı: Bismillahirrahmanirrahim – Elhamdulillahi Rabbi’l-Âlemîn – er-Rahmâni’r-Rahîm – Mâliki Yevmi’d-Dîn gibi”. Bu hadisi, Ebu Dâvud Sünen’inde Harflar Kitabı babında, Tirmizî Kur’an’ın sevabı bâbında, İmam Ahmed Müsned’inin 6. cildinin 36. sayfasında tahriç etmiştir. Beyhakî’nin Şuabu’l Îmân adlı eserindeki tercihi de böyledir.

Bu caiz uzatma, hem sükûn-u ârız med, hem de medd-i lîn’i içerir.

Koyu sarı (kimyon) rengi ise medd-i tabii’yi simgeler ve ister Osmanî hattındaki mahzuf Elif, ister sıla-i suğra olsun yalnızca iki harekedir.

İkincisi – Yeşil Renk:

 

Ğunne yerini simgeler ve süresi iki harekedir. Temyizi ise “genel olarak murakkaka (kalınlaştırma) veya mufahhame (hafifletme) ve nutk” olur. Burada elbette kıraat alimlerinden telakki etmek ve dinlemek kaçınılmazdır.) Ğunnede ihfa veya şefevî ihfa veya şeddeli Nûn için veya şeddeli Mîm için olabilir. Bu ise gri renk ile birlikte idğam-ı meal ğunne ve iklâb hükmünü teşkil eder. (Mushaf-ı Şerîf’in sonunda açıklanmıştır.)

Üçüncüsü – Mavi Renk:

 

Okuyucunun karıştırmaması için farklı kalınlaştırma mertebelerine sahip istilâ harlerine maruz kalmayan kalın Râ harfi koyu mavi (lacivert) ile renklendirilmiştir.

Kalkale harfleri ise kalkale-i suğra açısından üzerindeki sükun işareti ile birlikte gök mavisi ile renklendirilmiştir. Kalkale-i kübra ise ayet başlarında üzerinde vakf olduğunda (hareke renklendirilmeksizin) mavi ile renklendirilmiştir.

Gri renk ise yazılan ama okunmayan harfler için kullanılmıştır. Kameriyye Lâmı’ndan ayırmak için şemsiyye Lâmı’nda olduğu gibi. Tefrik Elifi, telaffuzdan farklı yazılanlar, kelimeye dahil olan vasl hemzesi, mahzuf (hançeriyye) kürsî Elifi, idğâm-i mütecâniseyn, idğâm-i mütekâribeyn ve aynı şekilde iklap hükmüne tabi olan Nûn ve tenvin için de gri renk kullanılmıştır. (Nûn harfi üzerindeki ya da tenvin yerine geçen küçük Mim harfi için, ayrıca idğâm-i meal-ğunne hükmüne tabi olan Nûn ve tenvin için yeşil renk kullanılmıştır. İçinde idğâm olan harfler de üzerinde ğunne olduğu için yeşille belirtilmiştir.)

Normal bir okuyucuya faydası -tilavetini iyileştirmesi için- ana tecvit hükümlerinin yerlerini anlamasını sağlamasıdır. Tilaveti iyileştirmek, harflerin mahreçlerinden çıkışını doğru bir şekilde öğrenmek için her zaman kurralardan ve hafızlardan bu alanda ehil olanlara başvurmayı gerektirir. Hz. Ali bu hususta “Tecvit bir kulak (işitme) ve bir sanattır” demiştir.

 

Bu renklendirme vasıtasıyla gerçekleşen diğer büyük bir fayda ise okunduğundan farklı yazılan harfler olduğu gerekçesiyle Osmani hattını imla kurallarına uygun bir hatta çevirmek isteyenlerin gerekçelerinin ortadan kalkmasıyla kendini göstermiştir. Artık bu iddia için bir gerekçeleri kalmamıştır. Örneğin (الصلو’ة), telaffuz edilmeyen “vav” harfi gri olarak renklendirilmiştir. Bu durumda mahzuf Elif işareti rengiyle, medd-i tabiiye delalet ettiği için iki hareke ile ayrıştırılmıştır.

 

Böylelikle matbu mushaf ile Yüce Allah’ın Kitabı’na hizmet konusunda bu büyük çalışmanın önemi gösterilmiştir. Aynı düşünce video kayıtlarda da uygulanmıştır. Zira izleyici tecvit hükümlerini açıkça gösteren kıraati görebilecek, duyabilecek ve katılım sağlayabilecektir.

Aynı şekilde bilgisayar kullanıcısının sesli ve görüntülü olarak Kur’an-ı Kerim’i doğrudan tertile uygun bir şekilde, rekor bir sürede ve mümkün olan en az çabayla ezberleyebileceği bu düşünce CD’ler üzerinde de uygulanmıştır. Çünkü işitme ve görme duyuları Mushaf-ı Şerif’in tamamındaki işaretli tecvit hükmünü anlamaya yardımcı olmaktadır. Zira öğrenen kişi, okuyucu okumaya devam etmeden önce kulağıyla işittiği ve gözüyle gördüğü Kur’an-ı Kerim ayetini dilediği kadar tekrar edebilmektedir. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’i ezberleme süreci, üniversite öğrencileri ve Kur’an’a ilgi duyan herkes için çok daha kolay hale gelmektedir. Buradaki renklendirme, Kur’an-ı Kerim’in tamamında aynı hükme bağlıdır. Bu ise aşağıdaki formata uyarak normal bir okuyucunun bile Kur’an-ı Kerim tilavetinin hakkını vermesini sağlar:

Kırmızı harf… Bu harf uzar (yani harfin eda süresi uzar)

Yeşil harf… Ğunne yapılır, yani ses genizden (burundan) çıkar.

Mavi renk… Kalkale harfleri ve kalın Ra harfi için halka şeklinde mahreç yapılır.

Gri harflere gelince, onları telaffuz etmek istemediğimiz için düşüncelerimizi bunlarla meşgul etmemek daha iyidir. Tıpkı bir araba yolcusunun kırmızı bir trafik ışığı görmesi ve orada durması ve yeşil trafik ışığını görmesi ve görür görmez yanından geçip aklından hiçbir şey geçirmemesi gibi. Bu, tüm dünyada oluşan genel bir kanaattir. Aynı şekilde, bu büyük eserde okuyucu, kendisini üç renge alıştıracak, 28 kuralı doğrudan uygularken bulacak ve böylece zihni yalnızca Yüce Allah’ın sözlerinin anlamlarını tefekkür etmek ve anlamakla meşgul olacaktır. Bu renklerin (kırmızı, yeşil ve mavi) simgesel durumu Kur’an-ı Kerim’de korunarak, bundan daha önce noktalamayla ilgili tedvin fikri ve şekil bakımından acemler (Arap olmayanlar) için olan tedvin fikrinin korunduğu gibi bu önemli çalışma, bu özel fikri, tecvidin tedvinini korumak için patent olarak tescil edilmiştir.

Sonuç olarak, tecvidin tedvini (yani edasının iyileştirilmesi) dini bir gereklilik olmasının yanı sıra dilsel bir gereklilik olduğunu da belirtmek gerekir. Tecvidi bu şekilde sınıflandırmanın etkisi, gurur duyduğumuz Arapça dilimizin performansının modern bir şekilde iyileştirilmesine yansıyacaktır.

Allah’ın izniyle her okula, eve ve camiye ulaşana kadar insanlara tanıtılması yönünde acil bir ihtiyaç bulunmasına rağmen Mushaf-ı Şerif (ıstılâhî olarak Tecvitli Mushaf) İslam dünyanın pek çok yerinde yayılmaya başlamıştır. Muhakkak ki Yüce Allah’ın yardımı ve muvaffak kılması olmasaydı, böyle bir başarı elde edilemezdi.

Azîm olan Allah’a doğruyu söylemiştir.

lazy